KiTaplarım=DüNyam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KiTaplarım=DüNyam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Kasım 02, 2009

AÇLIK OYUNLARI




AÇLIK OYUNLARI



yazar:
Suzanne Collins;
Çeviri:
Enver Günsel

Konusu:

On altı yaşındaki Katniss Everdeen annesi ve 12 yaşındaki kızkardeşi ile yaşamaktadır.Oyunlarda kızkardeşinin yerine geçerek ölüm cezasını üzerine alır.Ancak Katniss daha önce de ölüme çok yaklaşmıştır ve bu kez kızkardeşi için ikinci kez hayatta kalma mücadelesi verecektir.Gerçekten ne anlama geldiğini bilmeden bir yarışmacı olmuştur.Eğer bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneğini başlatmış olacaktır



Bu kitabı mutlaka okumalısınız.Çok heyecanlıydı,bilim kurgu sevenler ve macere okurlarının kaçırmaması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Açlık oyunlarını okuduktan hemen sonra ikinci kitabı olan Ateş i yakalamak ı okuyamaya başladım.Açlık oyunları kaar sürükleyici ,yazar ikinci kitapla birinci kitabın uyumunu çok güzel yakalamış.Bu kitapda bitince hemen paylaşacağım.
Okuduğu bir habere göre Açlık oyunlarının filmini çekmeyi kararlaştırmışlar ve yönetmenliğini Nina Jacobson yapacakmış ,oyuncular ise henüz belli değil.Eminim filmi de kitabı kadar çok ses getirecek...Sabırsızlıkla bekliyorum.
Ayrıca serinin 3.kitabıda 2010 da basılacaktır.
Aşağıda Suzanne Collins in web sitesinin linki veriyoum merak edenler tıklasın:

http://www.suzannecollinsbooks.com/

Perşembe, Ekim 15, 2009

Hasbahçede Sonbahar


Hasbahçede Sonbahar

"Sultan Ahmet gözlerini kapattığında isyancıların uğultusu saray duvarlarını dövüyordu. Uykuda gibiydi. Yaşananların kâbus olmasını ne kadar çok isterdi. Gözlerini ovalayıp karşısında sıra sıra dizil kavuklu adamların endişe kasınmış yüzlerine baktı. İradesini zorladı. Bitkin bedeni, çatlamış dudaklarını oynatmaktan bile acizdi. "Bitti" dedi sadece "bitti..." Beklemekten yorulmuş devletlüler, ağzından dökülen tek kelimeyi zehir gibi yudumlayıp gözyaşlarına yol verdiler. İhtilal meydan bulunca, ayaklar çoktan baş olmuş. Sadrazam'ın kanı cellâdın yüzüne sıçramış. İstanbul... Umur görmüş bu kadim şehir, sonbaharı yaşamaya durmuştu. Ne yaman acı, ne bitmek çile, ne onulmaz illetti bu. Yaseminler kurumuş, laleler çoktan boynunu bükmüştü. Hasbahçe tarumar, yürekler yangın yeriydi."


Okuduğum en güzel kitaplardan biriydi..Bir sonraki sayfayı hep merak ettim ,sıkılmadan aksine büyük bir zevkle tarihinizin bir kesimini öğrenebilceğiniz bir kitap.Zekeriya Yıldız kendisine has bir uslup ve akıcılıkla anlatmış olayları..Gerçeğe yakın tasvirlerse insanı bu dünyadan alıp uzaklara götürüyor..Bu kitabın sayfalarını çevirmeye başladığımda büyüsüne kapılıyor,bambaşka bir zamanda yaşıyormuş hissini yürekten duyuyordum.Kimi zaman Meryem oluyordum,aşık.Kimi zamansa padişah karısı..Keşke o zamanlarda yaşamış olsaydım ...

Şeytan Yemini


Şeytan Yemini

Birbirinin benzeri cinayetler işlenmektedir. Bu cinayetlerin ortak noktaları, katillerinin öldükten sonra hayata döndürülmüş ve uzun süre komada kalmış insanlar olmasıdır. Öldürülen kişiler de, onların komaya girmesine sebep olan kişilerdir. Bir tür intikam cinayetleridir bunlar. Ancak bu kişiler gerçekten katil midir? Yoksa sadece verilen emirleri uygulayan birer piyon mudurlar? Avrupa'nın birbirinden uzak kentlerinde işlenen bu cinayetler nasıl bu denli benzerlik içermektedir? Yoksa katil tek bir kişi midir? Kendini şeytanın yerine koyan, kendini şeytan sanan biri. Belki de şeytan gerçekten yeryüzüne inmiştir.

yazar:
Jean-Christophe Grange


Ben Grange ın kitaplarını okuduğumda hep aynı şeyleri söylüyorum..Grange kendisini aşmış..Dostum senin zorun ne:D ..Muhteşem bir kitap tıpkı Grange ın diğer kitaplarında olduğu gibi yatmadan önce okumanızı tavsiye ediyorum tabi eğer korkunun kendisinden hoşlanıyorsanız..

Simyacı



Simyacı, Brezilya'lı eski şarkı sözü yazarı Paulo Coelho'nun, yayınlandığı 1988 yılından bu yana dünyayı birbirine katan, eleştirmenler tarafından bir 'fenomen' olarak değerlendirilen üçüncü romanı. 'Simyacı', altı yılda kırk iki ülkede yedi milyondan fazla sattı. Bu, Gabriel Garcia Marquez'den bu yana görülmemiş bir olay. Yüreğinde, çocukluğunu yitirmemiş olan okurlar için bir 'klasik' kimliği kazanan 'Simyacı'yı Saint-Exupery'nin 'Küçük Prens'i ve Richard Bach'ın 'Martı Jonathan Livingston'u ile karşılaştıranlar var (Publishers Weekly) . Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının felsefi öyküsü. Sanki bir 'nasihatname': 'Yazgına nasıl egemen olacaksın, mutluluğunu nasıl kuracaksın? ' sorularına yanıt arayan bir hayat ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen romanın altı yılda, yedi milyondan fazla okur bulmasının gizi, kuşkusuz, onun bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor. 'Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken, güneşin doğuşunu seyretmek için şafak vakti uyanmaya benziyor. (Arka Kapak)

Gerçekten güzel bir kitaptı.Elimden düşmedi..Altını çizdiğim bak bu cümlede beni anlatıyor dediğim kelimelerle doluydu..Kelimeler dans etti ,şarkı söyledi bende dinledim ..Bu kitabı kalbimle okudum ..Sevdiğim bir paragrafı paylaşmak istiyorum..

"Delikanlı ,çölde yol alırken ,yüreğini dinlemeyi sürdürdü.Onun kurnazlıklarını,onun hilelerini öğrendi ve sonunda onu olduğu gibi kabul etti.Bunun üzerine korkmayı bıraktı,geri dönme isteğini geride bıraktı,çünkü bir akşam yüreği ,ona mutlu olduğunu söylemişti."Biraz şikayet edecek olursam " diyordu yüreği ,"bu yalnızca benim bir insan yüreği olmamdandır ve insanların yürekleri böyle olur"Ulaşmaya layık olmadıklarını yada ulaşamayacaklarını sandıkları için en büyük düşlerini gerçekleştirmekten korkarlar.Dirilmememk üzere sona ermiş aşklar ,olağanüstü olabilcek ,ama olamayan anlar,keşfedilmesi gereken ,ama sonsuza dek kumların altında kalan hazineler daha aklımıza gelir gelmez bizler,yürekler hemen ölürüz.Çünkü böyle bir acıyla karşılaşınca ölümcül acılar çekeriz."
-"Yüreğim acı çekmekten korkuyor" dedi bir gece Simyacıya aysız gökyüzüne bakarlarken.
-"Yüreğine acı korkusunun ,acının kendisinden de daha kötü bir şey olduğunu söyle.Düşelerinin peşinde olduğu sürece hiçbir yürek kesinlikle acı çekmez.Çünkü araştırmanın her anı ,Tanrı ve Sonsuzluk ile karşılaşma anıdır."...

Ve bir cümle vardı o da beni çok etkilemişti.
"Eğer birşey bir kez olmuşsa bir daha olmaz..Ama eğer birşey iki kez olmuşsa üçüncüsü mutlaka gelecektir " buna benzer bir cümleydi..

Yaşamımın her anını gözden geçirdim bu cümleyle birlikte..İnsan hata yapabilir ama derste alabilir ... farkında olmadan yargıladığımı görüyorum hata yapanları...Ama sonra kızıyorum kendıme ve soruyorum "başkalarını geçmişlerinden dolayı yargılamak sana mı düştü?" evet en güzel hatadır tekrarlanmayan ve en güzel pişmanlıktır çekilen acı.Elindekileri geri dönmeyecek üzere kaybetmekse ne yazık ki en acı yanı..

Çarşamba, Ekim 14, 2009

Uçurtma Avcısı

blogumda okuduğum kitaplara izlediğim filmlere de yer vermeden geçmeyeceğim.
Şu anda okuduğum kitap hakkında hem tanıtım yapmak hemde yorumda bulunmak sanırım kitabı okumak isteyenler içinde faydalı olacaktır.


Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.

Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen

arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.

Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları...

Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.

Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...


Güzel bir kitap ...Okurken çok etkilendiğim yerlerde oldu ,altını çizdiğim sözcüklerde..Ama yine de bu kitapta eksik birşeyler var demeden geçemiyorum..Bazen anlatılmaması yani o kadar ayrıntılı anlatılmaması gerekli gibi gelen yerleri sayfalarca betimlemiş..Ama ben bunu yaşamak istiyorum dediğiniz yerler ise biraz üstü kapatılmış gibi geldi..kötü bir yorum değil yazdıklarım yalnızca bana göre bir kaç küçük kişisel eleştiri...
Sürükleyici ve dostluğun anlamını kavramak isteyenlerin keyifle okuyacağı bir kitap..iyi seyirler...